Av.Hasan Subaşı (1989-1999)
Özgeçmişi: Hasan SUBAŞI 16.02.1950 tarihinde Antalya Elmalı'da doğdu.
Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1989 yılında Antalya Belediye BaÅŸkanı seçildi. Subaşı döneminde, Antalya'da 3030 Sayılı Kanuna göre MuratpaÅŸa, Kepez ve Konyaaltı alt belediyeleri oluÅŸturularak ”BüyükÅŸehir Belediyesi” kuruldu. BüyükÅŸehir belediyesi statüsü ile 1994 yılında yapılan ilk seçimde yeniden seçilen Subaşı, 1999 yılına kadar görev yaptı.
27 Mart 2004 seçimlerinde DYP'den aday olan Hasan Subaşı, evli ve iki çocuk sahibi.

Özgeçmiş ve fotoğraf: Antalya Büyükşehir Belediyesi sitesi...
Yine yıllar öncesi;
Hasan SUBAŞI yeniden seçimlere hazırlanıyor......
Ve en güçlü; en etkin zamanlarından biri......
Bir de kitabı var elinde....
İşte o dönemlerden kalma bir söyleşi tam da seçimlere hazırlanırken; okunası sözler var içinde:
Y…Merhabalar efendim
H.S…Merhaba.
Y…Efendim, elimde bir kitap var. Kitabı ben okudum tabi. Karıştırdım, tekrar karıştırdım. Fakat bu kitapta bir not var, ben önce onu iletmek istiyorum sayın izleyicilerime. Bu kitabın tüm geliri Antalya Umut evine bağışlanacaktır. Umut evine bağışlamışsınız. Ben önce bunun için teÅŸekkür etmek istiyorum.
H.S…Umut evi bizim iki yıl önce fikrinin geliÅŸtiÄŸi bir ortam ki, o ortam ki genel gündem yirmi birdi. O ortamda bu fikir geliÅŸtikten sonra sokak çocuklarına bütün Antalya olarak el atmıştık. Bir BüyükÅŸehir binasında sokak çocuklarını topladık. Sokak çocukları koruma derneÄŸi baÅŸkanı Kadri’ye Hanımın fikriydi ve bunu derneÄŸe iÅŸletmesini devrettik. Çocuklarımızı topluma kazandırma çabasındayız ve Antalya bu nedenle sokak çocukları konusunda, topluma kazandırılması konusunda zannediyorum Türkiye’de öncelikli illerden birisi. O zamana kadar bizde bu sorunun belki yeterince farkında deÄŸildik. Ama bir demokratik ortam birçok gözden kaçan konuyu çarpıcı biçimde ön plana çıkarabiliyor. Yerel gündem yirmi birinde zaten. Amacı bu yerel demokrasiyi geliÅŸtirmekti. Çok çarpıcı sorunlar ortaya çıkıyor ve el atmaya çalışıyoruz. Hep birlikte bütün Antalyalılar ve sivil örgütle çözmeye çalışıyoruz. Proje beni etkilemiÅŸtir her zaman. Onun için bu kitaba yazdıklarımı bu kitaptan sonra da o noktaya tekrar dikkat çekebilmek için Umut evine bağışladım. Bu toplumsal duyarlılığın artmasına da katkısı olur inancındayım.
Y…Evet, biliyorsunuz sayın baÅŸkanım zaman toplantılarda karşılaşıyoruz. Benim de zaten Antalya’da sunuculuk yaptığım özellikle gönüllü sunuculuk yaptığım tek toplantılar sokak çocukları derneÄŸinin toplantıları.
H.S…Evet, evet. Bende tabi söyleyince hatırladım.
Y…Kıyafet ve makyaj farklı olunca
H.S…BulunduÄŸumuz bir toplantıda da evet sizi ÅŸimdi o sunucu gerçekten sizdiniz.Ve duyarlılığınız için de teÅŸekkür ediyorum.
Y…SaÄŸ olun efendim.Åžimdi biz bugün size farklı konulardan konuÅŸacağız.Biraz önce söylediÄŸim gibi beklide sizi birazcık bu politikanın hızlandığı günlerde dinletecek sohbetimiz olabilir.Kitabınızdan yola çıkarak.
H.S…Kitapta çünkü politika çoktur.
Y…Ben yaparım efendim. Merak etmeyin.Kitaptan yola çıkarak tabi ki kitabınızdaki sözlerinizden bahsedeceÄŸiz,onları konuÅŸacağız.Kitap dünyanıza gireceÄŸiz.Ama ben bunların ötesinden çok tartışılan bir H.Subaşı var.H.Subaşı bir avukat,bir B.BaÅŸkanı,politikayla uÄŸraÅŸan bir kiÅŸi.Ama bütün bunların ötesinde size sorsam Avukat kimliÄŸinizden,politikacı kimliÄŸinizden sıyrılarak H.Subaşı kimdir?Bize nasıl anlatırsınız?Kendinizi şöyle tepeden baktığınızda.Hangi özelliklerinizi anlatırsınız ve kendinizi bize nasıl anlatırsınız?
H.S…Valla bu hem kolay hem zor bir soru.
Y…Evet.
H.S…Ben her ÅŸeyden önce ÅŸuna inanıyorum. Bir siyasetçi her ÅŸeyiyle ÅŸeffaf olabilmeli.Belki bu yazdıklarımda beni en çok etkileyen de odur.Yani siyasetçi hem yaÅŸamını aynen devam ettirebilmeli yani farklı bir biçimde olmamalı siyasete atıldıktan sonra.Ben siyaset öncesinde neysem bugünde aynı çizgimi sürdürüyorum. Siyaset ayrı bir kimlik deÄŸildir bence.Kendi kimliÄŸimi, kiÅŸiliÄŸimi hep sürdürmeye çalışmışımdır ve siyasi kimlik sahibi olunca bir sorumluluÄŸunuz daha var. Sadece çevreniz ve aileniz deÄŸil, sizi seçenler ve topluma da ayrı görüntüyü vermek ÅŸeffaf olma zorunluluÄŸunuz vardır. Onun için kitabımda da her makalemde bir ölçüde kendimi de yansıtmışımdır. Yani insanların beni tanımasında çok ÅŸeffaflaÅŸtırılmasında çok faydalı bir doküman haline gelmiÅŸtir. Lise çaÄŸlarından beri hep sakin, soÄŸukkanlı bir kiÅŸiliÄŸim ön plandadır ve bugün geldiÄŸimiz çok kavgalı siyaset ortamında bile aynı tavrımın hiç deÄŸiÅŸmediÄŸini söylerler. Özel yaÅŸamım hiç deÄŸiÅŸmedi. Sadece özel yaÅŸamıma ayırabildiÄŸim zaman dilimi azalmıştır. Onun dışında hukukçu kimliÄŸim üniversitede hukuk tahsiliyle birlikte hukuk beni etkilemiÅŸtir. Hukuk muhakemesi mantığı zaten doÄŸru olan mantıktır. O beni etkilemiÅŸtir. Onun için hukukçu kimliÄŸim zannediyorum belirgindir.
Y…Nereye kadar kuralcı? Çok katı mı kurallarınız?
H.S…Hayır, hayır. Kurallarım katı deÄŸildir ama, kurallara saygı gösterilmesi gerektiÄŸine inanmışımdır. Yanlış olan kuralların da yanlışlığını vurgulamışımdır. DeÄŸiÅŸmesi gerektiÄŸini vurgulamıştım, vurgulamışımdır her zaman, her platformda. Ama o kurallar var olduÄŸu sürece de hukuk istatüsünün sürmesi için o kurallara saygılı olmayı hep ön plana çıkarmışımdır. Tabi insanın kendini anlatması çok kolay deÄŸil.
Y…Zor bir soru.
H.S…Ama şöyle diye bilirim; gerçekten kitapta yazdığım yazılar, makaleler benim kimliÄŸimi, kiÅŸiliÄŸimi zaten büyük ölçüde ortaya çıkarıyor. Barışçı bir insanım. Kavgadan çekinmem ama kavgayı sevmem öyle söyleyebiliriz. Yani ben açıklıktan dürüstlükten yanayımdır. Bir ÅŸeyi saklamanın gizlemenin kimseye zararı olmaz. Herhalde bugüne kadar bana sorulan her soruyu doÄŸru bir ÅŸekilde cevaplandırdığıma inandığım gibi kalmayıp, ÅŸu on yılımın kamu hizmeti niteliÄŸindeki on yılımın bir de kitaba yansımasını istememiÅŸimdir.Yani buradaki her yazı benim her zaman tahüdümdür. Belediyeyle ilgili çok tartışmalar olabilir, hizmetlerimizde tartışabilir. Onlarla ilgili de açıklıklar vardır kitabımda.
H.S…? hale getirmiÅŸimdir. Yani bu doÄŸrudur ÅŸeklinde imzamızı koymuÅŸuzdur. Her zaman aksini savunan ,aksini ispatlanan tabi açıktır. Ama ben bu kimliÄŸimi, sözlerimizi, söylediklerimizi ayrıca yazılarla da kitabımı ortaya koymuÅŸumdur. Bu kitap bir on yılın dökümanı sayılabilir. On yılda tartışılan konuların açıklanması sayılabilir. Kendi kiÅŸiliÄŸim, hukukçu kimliÄŸim, siyasi anlayışımın buraya yansımasıdır. Kendi kiÅŸisel görüşlerimin de bir ölçüde yansımasıdır. HoÅŸuma gitti yazı yazmak. Zaten 1989’dan öncede ara ara yazardım.
Hatta bir, iki tana de 1989’dan önce,
H.S…1989’dan önce vardır, hoÅŸuma gidiyor yazı yazmak.
Y…Benim hemen aklıma gelen diÄŸer soruyu da cevaplamış oldunuz. Neden yazmak? diye de edecektim ben. O zaman bu siyasete birazcık girdik. Önsözünüzün baÅŸlığı benim dikkatimi çekmiÅŸti. DiÅŸinim gıcırtısı. Orda bir cümle dikkatimi çekti. Aslında ben diÅŸinin gıcırtısını daha ele alıp soracaktım size. Yani diÅŸler sadece siyasette deÄŸil, artık koÅŸuÅŸturmalı hayat içinde her yerde dişçiler bizi yakalayabiliyor diyecektim. Ve ÅŸu soruyu sormayı düşünüyordum size. Bu dişçilerin arasında kendinize ne kadar ya da küçük bir dünyanız var mı? kendinize ayırdığınız, herkesten gizli saklı onu soracaktım. Bunu sorup arkasından da ÅŸunu sorayım, çünkü bir cümleniz var burada .İtildim ya da kendimi bu görevlerde buldum gibi. Bu dişçilerin arasında insan Hasan Subaşı olarak kalmak için, çünkü acımasız biliyorsunuz yani sizde kitabınızda belirtmiÅŸsiniz. Siyasette acımasız siyasetin içinde olmasanız bile artık günümüzün koÅŸulları çok acımasız. İnsanlarda maskeler var. Bu dişçilerin arasında insan olabilmek için nasıl koruyorsunuz? KoruyabildiÄŸinize inanıyor musunuz? Bir ikincisi de siyasete girdiÄŸinizde ÅŸimdi dönüp baktığınızda piÅŸman mısınız?
H.S… Önce piÅŸman deÄŸilim, oradan baÅŸlayayım. Çünkü peÅŸ peÅŸe sorular olduÄŸu için unutmak istemiyorum. Gerçekten diÅŸlerin gıcırtısını hissediyoruz, sistemin gıcırtısını hissediyoruz. Kendimi tabi bu sistem içinde koruyabildim, koruyabildiÄŸime inanıyorum.
Y…Hiç mi yıpranmadınız?
H.S…Zannetmiyorum. Çünkü çok açıklığım beni korudu. Hukukçu kimliÄŸim ve ÅŸeffaflığım. Dürüstlüğe verdiÄŸim önem beni korudu, hiç maske takmadım. Ve maskeyle mücadele ettim. Çünkü siyasette insanlar farklı bir kimlik zannediyorlar. Yani siyasette baÅŸka türlü olunmasının gerektiÄŸini belki zannediyorlar. Yani bakıyorsunuz çok baÅŸarılı bir general siyasete girdiÄŸi zaman iyi bir siyasetçi olamıyor veya iyi bir savunma bakanı olması için neden deÄŸil onun birikimi. Ya da bir emniyet genel müdürü , çok iyi bir siyasetçilik yapacak ya da iyi bir iç iÅŸleri bakanlığı yapabilecek ölçüsü tutmuyor, bunlar çok farklı ÅŸeyler. Onun için siyasette çok dalgalı bir zemin var. O kaygan zeminde tutunabilmek, ayakta kalmak ve hizmet üretmek doÄŸrusu bir sanat ve zor bir sanat. Burada çok açık olabilirseniz maske takmazsınız zannediyorum, baÅŸarılı geliyor. Ama kendinizi baÅŸka bir role, baÅŸka bir kimliÄŸe büründürürseniz artık ben siyasetçiyim biraz yalan söylemeliyim, biraz manevra yapmalıyım, biraz arkadan dolanmalıyım, puan almalıyım dediÄŸiniz zaman yıpranmaya baÅŸlıyorsunuz. Yani siz neyseniz siyaset nedir? siyaset kimliÄŸe takıldığınızda sorun çözme noktasındasınız artık. Hem de kaygan bir zeminde daha akıllı olmanız lazım, daha uyanık, daha çok düşünen ve farklı rollere bürünmeden ki onlar çok mesai kaybettirir. Farklı kimliÄŸe ve farklı rollere maske takmadan bütün dikkatinizi sorun çözmeye yöneltirsiniz ve sorunları çözmeye baÅŸlarsınız. BaÅŸka türlü bu kontes yonunuz olmadan farklı kimliklere bürünmeye baÅŸlarsınız ki; maalesef Türk siyasetinde hep bu farklı kimlik gibi görülmüştür. Yani siyasetçi biraz yalan veya arkadan dolanma yani kuralsızlık gibi görülmüştür. Öyle olunca da halkın nebzinde yıpranmaya baÅŸlamıştır.
Y…Pardon, iÅŸte benim zaman zaman ya iÅŸte Yonca Hanım on yıl içinde siyaseti düşünmüyor musunuz diye sorduklarında korktuÄŸum ÅŸeylerden dolayı siyaset mi asla dememin nedeni herhalde bu.
H.S…Evet. Åžimdi toplumun siyasetçiye bakış açısı da böyle oldu artık. Siyasetçi sözlerine güvenilmeyen yıpranan kiÅŸiler ben onun için hizmetlerimiz beÄŸenilir yada beÄŸenilmez netice de o iyi niyetle insanlar bir araya gelir, o hizmetleri yapmak için uÄŸraşırlar. Ama kimliÄŸinin yıprandığına katılmıyorum.
Y…Ha! Siz pardon kimlik olarak deÄŸil sayın baÅŸkanım; insan olarak yani kendinizde bedensel, duygusal o küçük her insanın bir dünyası vardır kendine özgü. O açıdan sordum.
H.S…İki soruydu zaten sorunuz. İki türlü de anlaşılır. O yönüyle bedensel olarak yıprandığımı hissediyorum.
Y…Yani, belki.
H.S…Bedensel olarak evet. Duygu dünyamda belki yıprandığımı hissediyorum.
Y…Evet, onu sormak istiyorum.
H.S…Duygu dünyamda belki yıprandığımı hissediyorum ama diÄŸer tarafta yıprandığıma katılmıyorum. Çünkü iki boyutlu sorunuz. DiÄŸer tarafta yıprandığıma katılmıyorum, inanmıyorum. Ama dediÄŸiniz gibi anlamda duygu ve bedensel olarak yıprandığımı hissediyorum. O ÅŸekil olarak da zaten onu çok daha somut olarak da görebiliyoruz.
Y…Yani ben bugün zorla farkındaysanız, insan Hasan Subaşını irdelemeye çalışıyoruz. Sizi böyle politikacı kimliÄŸinizden çıkarıp.
H.S…Hasan Subaşı da, insan Hasan Subaşı’da da zorluklar yok. Çünkü o görüntüyü veriyorum. Bazı insanlar beni çok ciddi bulur, öyle yansıtıyorum. Öyle yansımışsa da öyledir.
Y…Tarzdır bu.
H.S…Tarz veyahut, evet çok eÄŸleniyorum. Çok eÄŸlence yaÅŸamına belki düşkün deÄŸilim. Ama çocuklarım, ailem özel yaÅŸamıma belirli bir hassasiyetim ve saygım vardır. İnsanları severim, insanları sayarım ve kendi Belediye BaÅŸkanı kimliÄŸimle deÄŸil de Hasan Subaşı olarak kendi kimliÄŸimle severim ve sevilmeyi isterim. Yani insanlar beni belediye baÅŸkanı olduÄŸum için deÄŸil kendi kiÅŸiliÄŸimden dolayı saygı duyarsa bu benim için makbuldür.
Y…DoÄŸru olanda bu zaten. Çünkü koltuk giderse koltuk için olan sevgi ve saygı biter.

H.S…Koltuk ise benim için hiç önemli deÄŸil, sadece bu kimlik benim için şöyle önemli. Halkın bana verdiÄŸi bu belediye baÅŸkanlığı sıfatı çok onurlu bir görev. Onlara hizmet etme mutluluÄŸuna eriÅŸtiÄŸim için güzel tarafı. Ama biliyorum ki; bu koltuk, bu kimlik tamamıyla halka ait. Benimle hiç ilgisi yok. Ben sadece bir mutemet kiÅŸi olarak bu onurlu görevi onara hizmete dönüştürmeye çalışıyorum. Bu bir temsilcilik, bir emanet görevi. Benim görevim ise çok farklı. DediÄŸim gibi insanlara saygı duyarsanız onun karşılığında saygı görebilirsiniz. Sevgi gösterirseniz gerçekten samimi olarak severseniz, sevilirsiniz. Ama birde üzerimizdeki bu sıfatlar nedeniyle bir saygı vardır veya saygıyla karışık baÅŸka duygular. Onlar benim için çok önemli deÄŸildir. Kendi kimliÄŸimle, kiÅŸiliÄŸimle Hasan Subaşı olarak hukukçu kimliÄŸimle, insan kimliÄŸimle sevilmek sayılmak benim için çok daha makbul olanı. Kitapta dikkatinizi çekmiÅŸ unutmadan söyleyeyim. Hildim diyorsunuz diye. Onu sebebini söyleyeyim.
Y…Aslında benim hatırladığım kadarıyla bu belediye baÅŸkanlığı seçimi ilk girdiÄŸiniz seçimler olmadan önce 1989. Evet, o ana kadar ben adını pek politikada duymamıştım. Yanlış hatırlamıyorum herhalde deÄŸil mi? Yani Antalya’da çok aktif duymamıştım. Aslında isminiz böyle birden bire çıktı, o cümleyi ben ondan çizmiÅŸim herhalde. İtildim ya da kendimi bu görevlerde buldum. Aday olmanız için söylemiÅŸsiniz.
H.S…O şöyle zaten kitap dediÄŸim gibi benim karakterimi büyük ölçüde yansıtıyor. Kelimelerde dikkatli seçilmiÅŸtir. O da benim yaÅŸamımın bir parçasıdır yani, kimliÄŸimin bir parçasıdır. Çok mevkiler de hiç atak olmadım. Mesela bir sorunu çözmekte atak olabilirim, çok cesurda olabilirim. Bir toplumun toplumsal sorununu ya da bir yatırımını yapmakta çok atak , çok cesur olabilirim. Ama kendime iliÅŸkin mevki,makam istemek gibi hiç ÅŸeyim olmadı bugüne kadar. Mesela burada Antalya’da öğrenimimi tamamladım. İstanbul’da Işık Lisesine gittim. İstanbul’da öğretmenlerin, öğrencilerin telkiniyle, seçimiyle öğrenci baÅŸkanı seçildim. Yani ben sakin ÅŸey bir insanım. Ama birden kendimi böyle bir görevde buldum. O da öyleydi. Yani bir Işık Lisesinde öğrenci baÅŸkanlığım yine bir itilmeydi veya bu görevi sen yapacaksın ÅŸeklindeydi. Ben talepte bulunmamıştım. 1989’da da onu kastediyorum, talebim olmamıştı. Hatta birazda kaçamak güreÅŸmiÅŸtim. Görev almamak için birtakım ÅŸeylere baÅŸvurmuÅŸtum, reddetmiÅŸtim. Ama son gün kendimi itildiÄŸimi ve bu görev için imza attırıldığını gördüm. 94’de farklıydı. 94’de artık sorumluluk hissettim.
Y…Evet, bunu da belirtmiÅŸsiniz.
H.S…Tecrübesiz. Tecrübesiz bir kiÅŸiyi Antalya halkı belediye baÅŸkanı seçmiÅŸti 89’da. 94’de ise çok tecrübeliydim. Sorunlara hakimdim ve Antalya’nın çözülmesi gereken sorunları vardı. Bu sorumluluÄŸu ki yine kiÅŸiliÄŸimin bir yanı çok ağır sorumluluk hissetmem omuzlarımda o nedenle artık görevin içinde buldum. Partime, teÅŸkilatlara o zaman beni istemeseniz de artık ben bu görevde imzamı attım, yeniden adaylığa baÅŸvurdum dedim. Ama inanın ne o 89’da da ne 94’de ne de ÅŸimdi bir Ankara için bile hiç müracaata gitmemiÅŸtim. Yani 89’da da, 94’de de. Yani bir talepçi, kendim için bir mevki makamı isteyen bir talebim hiç olmadı. Sadece sorumluluk duymuÅŸsam yapmaya çalıştım. Ya da insanlar beni o göreve itmiÅŸse ya da o görevi benim üzerimde bırakmışsa en iyi ÅŸekilde yapmaya çalışmışımdır. O sorumluluk bazen beni korkutmuÅŸtur. Yani o derece sorumluluk duymam.93’tede ÅŸimdiki üçüncü dönemde de inanın bu Antalya’nın alt yapısını üzerimdeki, omuzlarımdaki sorumluluk üçüncü döneme benim imza atmam. Yani adaylık baÅŸvurumu yenilememe neden olmuÅŸtur. Düşünüyorum eÄŸer ben bu sorunları tamamlayabilseydim on yıllık dönemimde bu alt yapısıyla, raylı sistemiyle, ulaşım sorunlarıyla çözebilmiÅŸ olsaydım üçüncü dönemi istemeyebilirdim. O da benim yapımda, kiÅŸiliÄŸimde yani biraz üzerimde ihale bırakıldığında bu görev, bu sorumluluk senin dendiÄŸinde kollarımı sıvıyorum. Ama ben bir üst mevki de veya ÅŸu makam ÅŸu koltuk benim olmalı ÅŸeklinde bir tutku sahibi olmadım. Belki de onu zaman zaman yaÅŸamımda bir eksiklik gibide görmüşümdür. Yani, çünkü siyasette tutkunun önemini biliyorum. Yani kendimi siyaseti bilen, gözleyen, yazabilen bir kiÅŸi olarak siyasette bazı noktalara veya daha yukarılara tutkununda olması gerektiÄŸine inanıyorum. Ama ben dediÄŸim gibi,kitabımda da yansıttığım gibi galiba çoÄŸu zaman blöf üzerinde bırakılmış öyle yaÅŸamımda benim tarzım beklide.
Y…Åžimdi sayın baÅŸkanım yazmak dedik, kitabınızdan bahsettik. Yazılarınız olduÄŸuna göre böyle bir kitap çıkaracak kadar yazılarınız olduÄŸuna göre ve yazmayı sevdiÄŸinize göre biliyorsunuz yazmak bir birikim iÅŸidir. Bu birikim de en çok okumakla gelen bir birikim. Ben hemen dönüp programın benim biliyorsunuz okuyor musunuz? diye bir program. Tabi okuduÄŸunuzu kitabınızdan anlıyoruz. Sayın Subaşı neler okuyorlar? Nasıl kitaplar okuyorlar? Kitap deyince aklına ne geliyor? Şöyle kitapların dünyasına bıraksam sizi biraz. Niçin okuyoruz?
H.S…Bir tarzım yok. EÄŸer okuma ihtiyacındaysam ne bulursam okurum. Yani bir dergi, gazete, kitap ya da kütüphaneye ne gelmiÅŸse veya bir arkadaÅŸta, dostta ne bulmuÅŸsam bir göz atarım. Öyle bir tarzım yok yani ÅŸu tür kitaplar diye. Film seyretmem de öyledir, film dünyamda öyledir. Televizyonda veya sinemalarda hangi tarz olursa izleyebilirim. Bazen dinlenme ihtiyacındayımdır. Yani zihinsel olarak düşünce dünyamda dinlenme ihtiyacındaysam basit türleri seçerim. Åžiddet, duygusal her türlü filmi izleyebildiÄŸim gibi her türlü kitaba da göz atabilirim. Son mesela epeydir çok iyi bir okuyucu deÄŸilim. Ama bir arkadaşım da buldum. Prefosör Bozkurt Hoca’nın Bozkurt Güvenç hocanın Türk kimliÄŸi kültürü kalınca bir kitap ona daldım. Bitiremedim, ama zaman zaman akÅŸamları boÅŸ kaldıkça göz atmaya çalışıyorum. Yani hangi tür kitap olursa okuma ihtiyacım varsa göz atarım. Tam okuyamasam bile şöyle bir tararım. Gazetelerde her türlü ÅŸeyi okurum, tarzım yok.
Y…Tarzınız yok.
H.S…Sinemada ve ÅŸeyde okumada tarzım yok.
Y…Ben yine hemen kitabınıza dönmek istiyorum. İktidar savaşı baÅŸlıklı yazınızdan 2.3.1998’de yayınlanmış. Ama bana kızmayacaksınız bu soru için sonra.Tamam
H.S…Tamam.
Y…Bazen de demokrat diye suçlanırız, bazen diktatör diye ya da dilim döndüğü her sözle. Hemen arkasından bir onu da okuyayım, soruları baÄŸlı sorayım isterseniz. Ve bütün bunlar beni kendi adıma kaygılandırmıyor, yıldırmıyor. Çünkü bir idealist sayılabilirim. Åžimdi ilk cümleye bakarsak demokrat mısınız? Diktatör müsünüz?
H.S…Demokratım.
Y…Nasıl bir demokrat? Ya da diktatörlüğünüz tatlı diktatörlüğünüz de yok mudur?
H.S…Yönetim de insanlara bağırıp çağırmam.
Y…Kadife elli diktatör olabilir mi?
H.S…Evet, evet. Bazen kaşımı çatmamdan ya da kardeÅŸim dememden çekinirler. Ama bu biraz da saygıyla karışıktır. Ya da benim olaylara konsantre olduÄŸum için vakıf olmamla karışıktır. Onlarında o saygısı ya da korkusu. Ama insanları asla korkutmak istemem. Çünkü iletiÅŸlim kurmak isterim.O saygı, sevgi bağının bir kopmasına müsaade edemem. Çünkü saygı,sevgi bağı koparsa yalanlar dünyamıza girmeye baÅŸlar. Yani bizim yanımızda çalışan insanlar yalana baÅŸvurur. Oysa tatlı bir sevgiyle, saygıyla iç içe girebilmiÅŸsek yalan yoktur. Benim için hoÅŸgörüde vardır. Demokratım. Ama doÄŸruyu bulduktan sonra. Yani düşünün; mecliste tartışılıyor doÄŸru deniliyor, kamuoyu tartışılıyor doÄŸru deniliyor. Bir yarışma projesi var. Yarışma projesinde doÄŸru çıkmış hepsi benim doÄŸrularımla da üst üste çakışmış ve ben düğmeye basıyorum, uygulamaya geçiyorum. Burada beni diktatör zannedebilenler bunla karıştırırlar.
Y…Peki,
H.S…Onun kararların demokratik biçimde oluÅŸturan karar mekanizmasından sonra ki uygulama aÅŸamasında geri dönüşüm yoktur. Ta ki, aynı mekanizmalar bunun yanlış olduÄŸunu birbirimizi ikna edene kadar. Ama siyasette her adımda insanlar vazgeçebiliyor her adımda. O kaygan zeminden buz zeminden dolayı. Oysa benim siyasetim de doÄŸrular üst üste çakışmaya baÅŸladıktan sonra kendi doÄŸrumla da çakıştıktan sonra o yapılmalıysa onu uygularım. Artık her adama da adım, adım da mesafe de geri dönüşü kalmamıştır. İşte bunu ayırt edemeyenler bana uygulamada diktatör derler. Ama karar mekanizmalarını oluÅŸtururken hem aile yaÅŸamımda hem yöneticilik yaÅŸamımda demokratımdır. İyi bir demokratımdır.
Y…Yani diyorsunuz ki karar verilene kadar ÅŸansları var. Karar verip beni desteledikten sonra insanların dönüş ÅŸansı yok.
H.S…?
Y…EleÅŸtirmek, bir düşüncenin, bir eserin, bir yargının doÄŸruluk veya yanlışlığı ortaya çıkarmak, incelemek, gerçek deÄŸerini bulmak. EleÅŸtirmek sözcüğü kelime anlamı bu. EleÅŸtirmek istediÄŸiniz eylem ya da düşünce her neyse incelemeyi araÅŸtırmayı gerektirir. DoÄŸrularını, yanlışlarını alt alta sıralayacak, toplayıp çıkaracak kadar konu hakkında bilgi gerektirir. Bir icraatı ya da eylemi arkasından eleÅŸtirmek içinde farklı alternatifler sunacak ya da kendi doÄŸrularını sıralayacak konu hakkında bilgi ya da araÅŸtırma gereklidir. Åžimdi sayın Subaşı buna diyebilecek hiçbir ÅŸey bulamıyorum ben. Bu korkunç güzel bir paragraf . Arkasından gelenleri de biliyorum. Ama bu paragraf benim için çok önemli, güzel bir paragraf. Birde hemen ÅŸunu açıklamamızı istiyorum beraber. Bizim toplumda eleÅŸtiri ve tehdit aynı anlamda alınır biliyorsunuz. Aslında eleÅŸtiri olumlu da olabilir. B urdan yola çıkarak ÅŸunu sormak istiyorum. Sizin eleÅŸtiri sınırlarınız nereye kadardır? Kendiniz eleÅŸtirilirseniz icraatlarınız ya da kendiniz diyeyim insan olarak sınırlarınız nereye kadar ve eleÅŸtiriye toplumumuzun bakış hakkındaki fikirlerinizi biraz alabilir miyim? Çünkü eleÅŸtirmek deyince olumsuz alınıyor biliyorsunuz. Bir alalım, bakalım sizin sınırlarınız nereye kadar ? HoÅŸgörü sınırlarınız eleÅŸtiriye.
H.S…Evet, bence çok önemli bir konu eleÅŸtirmek. Türkiye’de siyaseti zaten içinden çıkılmaz hale getiren sebeplerden birisi de bu saÄŸlıklı eleÅŸtiri yapamamak. Oysa eleÅŸtiri yapabilmek için konuyu incelemek, o konu hakkında fikir sahibi olmak dediÄŸim gibi alternatifler ortaya koymak gerekir. Ama bakın Türkiye’de bir yönetim, belediye baÅŸkanı veya hükümet
veya bakan icraatında eyleminde sadece kötü kötü, burası kötü falan falan. Halbuki;
Y…Bu tenkit oluyor.
H.S…Evet, evet. Artıları eksileriyle deÄŸerlendirip daha iyisi yapabilecekse, neyse hepsinin ortaya konması lazım. Yani insanların fikir sahibi olması gerekir. Ama en kolay siyaset Türkiye’de model olarak kavranan maalesef çok kötü sadece karalamak ya da yanlış demek, sen yapmadın demek. Bu bence çok deÄŸersiz. Çok deÄŸersiz olduÄŸu için belki kale bile almamak lazım. Onun benim eleÅŸtiri sınırlarımı sordunuz, sonsuz diyebilirim.
Y…Åžimdi ben sizi zorla çekip çıkaracağım siyasetten. Gündelik yaÅŸamınızdaki eleÅŸtiriler nasıl? EÅŸiniz, çocuklarınız eleÅŸtirirler. Hele o çocuklar nasıl eleÅŸtirir insanı biliyorsunuz?
H.S…Çok etkili. Benim en çok eleÅŸtirmenlerim çocuklarım ve eÅŸimdir. Çok etkilerler. Yani bir TV programında tavrın ÅŸuydu, konuÅŸurken böyle yaptın, giyiminde ÅŸuydu falan gibi eleÅŸtirileri beni çok etkiler ve ben bazen hanıma hemen sorarım veya ondan görüş alırım veya beni bir eleÅŸtir bakalım derim. Bazen hatta münekkit baÅŸla tenkitine falan derim.
Y…Ben biliyorsunuz eÅŸinizi çok seviyorum. Åžimdi onun için, eÅŸiniz için hiçbir ÅŸey söylemeyeceÄŸim. Bence o haklıdır. Peki kızınız, çocuklarınız baba olarak sizi hiç eleÅŸtirmiyorlar mı? Hep böyle çekiniyorum görüyorsunuz siyasetin dışına. Baba olarak nasılsınız? Ne diyorlar, onlara mı soralım?
H.S…Evet, çocuklarımla iletiÅŸimim çok rahat olduÄŸu için rahat konuÅŸabiliriz. Onlarda eleÅŸtirebilirler, bende onları eleÅŸtiririm. Yani karşılıklı eleÅŸtirilerimiz olabilir. Baba- çocuk iliÅŸkisinin yanında bir dostça arkadaÅŸlık iliÅŸkimiz de vardır. Yani rahat eleÅŸtirebilirler. Bizim aile eleÅŸtirilere açıktır.
Y...Açıktır diyorsunuz. O zaman ben hemen bir soru soracağım. Benim yine programımla ilgili, sizle yaklaşık belki bir seneye yaklaşık bu konuyu konuşmuştuk. Ne olacak bizim kitapçılar çarşısı? Cumhuriyet meydanındaki. Kalktı biliyorsunuz sayın başkanım çeşit6li sorunlardan.
H.S…Güzeldi ama birçok yerden ÅŸikayet aldık. Hatta esnaftan ÅŸikayetler geldi. Orda bizim de hoÅŸumuza gidiyordu.Yani Antalya da bir sokaklarda kitap satılması, sergilerin yapılması bizim karikatür ve onun gibi sergilerin, ondan düşünülmüştü. Bizim de hoÅŸumuza gidiyordu. Antalya’nın farklılığıydı o. Ama çok eleÅŸtiri aldı, çok ÅŸey yaptık ve onlar uygun bir yer bulduk. Ve birkaç kerede ben uÄŸradığımda oluyoruz, gittikçe oturuyor falan gibi de sözler aldım. Ondan sonrada takip edemedim, herhalde memnunlar diye. Yani o ÅŸeyde eski büyük otelin yerinde ÅŸimdiki park ve çarşı düzenlemesi içinde bir yerleri vardı. Sanki ben birkaç kere özellikle uÄŸradığımda da memnuniyete doÄŸru gidiyordu. Ama ÅŸimdi sıkıntı gene devam ediyor mu?
Y…Åžimdi sayın baÅŸkanım; sıkıntı bir yana, ekonomik sıkıntıları da bir yana. Artı ben size o zamanda söylemiÅŸtim. Ama diyorum ya hakikaten evet yani bu siyasete dalıyoruz iÅŸin içine. KoÅŸuÅŸturmanız, benim koÅŸuÅŸturmam. Benim hemen hemen Türkiye’nin hiçbir yerinde göremediÄŸim bir çarşıydı o. Ve yaklaşık,
H.S…Kurma amacımız da Antalya’nın sokaklarında bile sanatın sergilenmesi, satılması çok hoÅŸtu. Fikrimiz de buydu. Ama bazen emniyetten, bazen kitapçılardan, sabit kitapçılardan, esnaftan, halktan artık satılan kitapların türünden dahi çok ÅŸikayet almaya baÅŸladık. Hiç asla sansürcü zihniyetim yoktur. Her türlü sanat, kitap sergilenebilir. Ama bu ÅŸikayetler artık resmi kanallardan da gelmeye baÅŸlayınca dedik ki; onlara düzgün bir çarşı yapalım. Mevcut bir çarşının içinde bir yer ayıralım. Düzgün bir yer yapalım dedik ve yaptık. Ve efendim birkaç defa.
Y…Yaptınız biliyorum.
H.S…Ve onlara söz verdim, uÄŸradım birkaç defa baktım önemli bir memnuniyetsizlikleri yoktu. İş yolunda gidiyor gibiymiÅŸ. Sonra da iletiÅŸimim koptu. Aylarca da uÄŸrayamadım. İnÅŸallah son dönemleri iyidir.
Y…Åžimdi benim bütün çabalarım ÅŸu; biraz kiÅŸisel oluyor belki bu okuyor musunuz? programının çıkışı da böyle efendim. Ben artık Antalyalı deÄŸilim aslında. Ama birçok Antalyalıdan daha çok sevdiÄŸime inanıyorum. Ben kendi adıma Antalya’nın artık böyle sadece turizm merkezi olmaktan çıkıp biraz da böyle hani kitap, kültür, müzik .
H.S…Sanat ÅŸehri zaten amaçlarımın içinde en büyüğü belki odur. Antalya’nın alt yapısı,fiziki alt yapısı bizim için ne kadar önemliyse kültür sanat alt yapısı da aynı önem derecesine sahip. Hatta önceliklerine bakarsak kültür sanat alt yapısını daha önce tamamladık. Tabi fiziki alt yapıyı tamamlamak için çok büyük paralar, kredi lazım, kanalizasyon vs. için. Ama Antalya kültür sanat alt yapısını tamamladı ve Türkiye’nin bu konuda en önde gelen ÅŸehridir. Ama tabi bunları tamamlamak yetmiyor. Bunların içeriÄŸini doldurmak sergi salonları,kültür salonları, sanat dünyasıyla, kitabıyla, sanatçısıyla, sanatıyla doldurabilmek, dolu dolu yaÅŸatmak o konu çok önemli. Ve inÅŸallah Antalya 2000’li yıllarda Türkiye’nin Akdeniz’in kültür merkezlerinden birisi olacaktır.
Y…Sizce bu Antalya’nın , bu turizm ÅŸehri oluÅŸunun yanı sıra kültür ÅŸehri olması için bizlere ne düşüyor? Ve gençlerimize baÅŸarılı bir insan olarak bütün eleÅŸtirilere raÄŸmen, bütün tenkitlere raÄŸmen hoÅŸgörüyle ya da hoÅŸgörüsü olan tüm olaylara raÄŸmen ÅŸu anda büyük bir kentin ana ÅŸehir Belediye baÅŸkanısınız. Bu çabayla, emekle oldu tabi ki. Bunu götürmekte kolay deÄŸil tabi. Gençlerimize ne söylemek istersiniz? Ve dediÄŸim gibi kültür ÅŸehri olabilmemiz için bizlere ne düşüyor? Böyle bir mesajla kapatabilir miyiz sizle bu sohbetimizi?
H.S…Böyle bir fırsat yarattığınız için önce ben teÅŸekkür ediyorum. Bu konunun medya da iÅŸlenmesi bence çok önemli. Ama gazetelere, televizyonlara baktığımız zaman yeterince iÅŸlenmediÄŸini görüyoruz. Önce medyaya söylemek gerekirse bu konunun birçok olumsuzluktan, birçok magazin haberden çok daha önemli olduÄŸunu bir kere daha vurgulamak istiyorum. Her ÅŸeyi reytinge göre ayarlayamayız, uyarlayamayız. Onun için bu reyting savaşı içinde bütün kanallar ve basın kültüre ve sanata gereken önemi vermeli diye düşünüyorum. GençliÄŸi de buna çekmeliyiz. Çünkü Türkiye’de birçok ÅŸeye yatırım yapılmıştır. Kültür sanata yeterince maalesef kabul etmek gerekirse çok yatırım yapılmamıştır. Onun için biz Antalya’da alt yapı kadar toplumunda alt yapısı sayılan bu kültür sanata önem veriyoruz. Çünkü bir toplum, kültür sanat ve eÄŸitimden yeterince nasibini alamamışsa o toplum sorunlarını çözmekte zorlanıyor. Bugün Türkiye’de toplum olarak ve siyaset yaÅŸamına baktığımızda birçok sorunun tespitini yapabiliyoruz. TeÅŸhisini koyuyoruz, ama sorunları çözerken kavgaya dönüştürüyoruz. Sorun çözme sanatı olan siyaseti bile yeterince kullanamıyoruz. Onun için toplum alt yapısı dediÄŸim benim öyle tabir kullanıyorum. Kültür ve sanat eÄŸitimi çok iyi iÅŸlemez ve gençliÄŸi tabi ki çekmeliyiz. Geçenler de bu yerel gündem yirmi birin meclisleri de bizi etkiliyor. Gençlik merkezlerinde bazen gençlikle sohbet ettiÄŸim de çok teÅŸekkür ediyorlar. Yani bu tür merkezleri, sanat merkezleri ama programların yapılırken biraz daha gençliÄŸe dönük olması gerektiÄŸi ÅŸeklinde bir eleÅŸtiri aldık. Bunu çokta ben güzel ve olumlu buldum.
Y…O zaman hemen bir eleÅŸtiri de ben getirebilir miyim? Biraz yazar sohbetleri ne olur? Hiç yazar getirmiyoruz Antalya’ya. Farkında mısınız? Hiç yazar getirmiyoruz Antalya’ya.
H.S…Evet, geldiÄŸini zannediyorum ama belki yeterli deÄŸil.
Y…Yeterli deÄŸil sayın baÅŸkanım. Mesela ÅŸimdi benim adım kırmızı çıktı. Bir Orhan Pamuk’u düşünün ya da bir Dinozor’un anıları çıktı. Bir Mina Organ’ı düşünün. Sizin ben isteyeceÄŸinizi bilsem ben her ÅŸeyi ayarlarım.
H.S…O konuda daha duyarlı olalım. Bunu da ben bir eleÅŸtiri olarak kabul ediyorum. Bu programı izleyen arkadaÅŸlarım da bu mesajı almışlardır. Ben tabi programlar hazırlanırken bir uzlaÅŸma arıyorum zaten. Hatta ben deÄŸil zaten, ben bu konunun içinde deÄŸilim programlar hazırlanırken. Ama arkadaÅŸlarımıza, müdürlerimize ve danışma kurulları oluÅŸturmasına ve programların böyle hazırlanmasının telkinin de bulunuyorum. Zaten yerel gündem yirmi birin bir danışma kurulu var. Ama birde bu kültür sanat dünyamızın, vakfımızın, belediyemizin bu konuyla meÅŸgul insanlarının da Antalya’da bir çevrede danışma kurulları oluÅŸturması ve programların beraber yapılmasını diliyorum. Ama bütün bunlara raÄŸmen eksikler olabilir. Sizin de bu eleÅŸtiriniz kayıta geçmiÅŸtir ve zannediyorum seyredilmiÅŸtir de.
Y…Evet efendim, biz tekrar teÅŸekkür edip saygıyla yanınızdan ayrılıyoruz. Okuyor musunuz adına.
H.S…Çok teÅŸekkür ederim.
Y…Evet, sevgili okuyor musunuz izleyicileri yine farklı bir mekanda , farklı bir söyleyiÅŸiydi bu. Her zaman dediÄŸim gibi okuyor musunuz? tarafsızlığıyla biliyorsunuz. Okuyor musunuz? un Yoncası’nı özellikle program içinde en çok kitaplar ilgilendiriyor. Peki ya sizler, hep soruyorum. Öğrenmek için, güçlenmek için, yalnızlığınızı gidermek için okuyor musunuz? dedikten sonra politik görüşünüz ne olursa olsun sayın Subaşı’nın politik görüşlerine katılın ya da katılmayın. Arada yazdıklarını aldınız mı? yine hatırlatıyorum orada yazdıkları bu kitabın tüm geliri Antalya Umut evine bağışlanacaktır efendim. Hoşça kalınız. Saygılarımla.